…SANA EMRETTİĞİM ZAMAN SECDE ETMEMEN…
-“ELLÂ’yı EN diye okuyun”cular-
Â’râf 7/12
قَالَ مَا مَنَعَكَ اَلَّا تَسْجُدَ اِذْ اَمَرْتُكَۜ قَالَ اَنَا۬ خَيْرٌ مِنْهُۚ خَلَقْتَن۪ي مِنْ نَارٍ وَخَلَقْتَهُ مِنْ ط۪ينٍ
Kâle mâ mene’ake ellâ tescude iż emertuk(e)(s) kâle enâ ḣayrun minhu ḣalaktenî min nârin veḣalaktehu min tîn(in)
Süleymaniye Vakfı meâli – Allah: “Sana emrettiğimde secde etmeni engelleyen ne oldu?” diye sordu. “Ben ondan iyiyim. Beni ateşten yarattın ama onu balçıktan yarattın.” diye cevap verdi.
Tefsir tarihinde de oldukça fazla tartışılan bu âyetteki مَا مَنَعَكَ اَلَّا تَسْجُدَ اِذْ اَمَرْتُكَۜ (mâ mene’ake ellâ tescude iż emertuk) cümlesinin î’râbı hakkında yardımcı olabilir misiniz?
SORU ŞUDUR…Yukarıdaki meâlde ve tabi ki diğerlerinde âyetteki bu cümleye “emrettiğim zaman secde ETMENİ engelleyen ne oldu?” şeklinde mânâ vermişlerdir. Oysa âyetteki ELLÂ edatı kendisinden sonraki kelimeyle birlikte SECDE ETME-ME-Nİ şeklinde mânâ verilmesini zorunlu kılmaktadır.
Buna göre; İBLİS secde etmemiş değil SECDE ETMİŞ olmaktadır. Meâl ve tefsir ulemâsı bu durumdan kurtulmak için çareyi ELLÂ edatını görmemekte ve sadece EN edatı olarak almakta bulmuşlardır.
Yani meâl ve tefsir ulemâsına göre (hâşâ) âyetteki ELLÂ edatı oraya yanlışlıkla konulmuştur. ONLARA göre âyetin düzeltilmiş hâli; ELLÂ TESCÜDE değil, EN TESCÜDE şeklinde olması gerektiğidir.
Aynı ifâde HİCR sûresinde şu şekilde geçmektedir:
Hicr 15/32
قَالَ يَٓا اِبْل۪يسُ مَا لَكَ اَلَّا تَكُونَ مَعَ السَّاجِد۪ينَ
Kâle yâ iblîsu mâ leke ellâ tekûne me’a-ssâcidîn(e)
Süleymaniye Vakfı meâli – Allah dedi ki “Bak İblis! Sana ne oldu da secde edenlere katılmadın?”
Şimdi, buna göre, Â’râf sûresindeki ifâde ELLÂ TESCÜDE mi? EN TESCÜDE mi?
“Âyette ELLÂ TESCÜDE yazıldığı hâlde EN TESCÜDE okumalıyız.” demenin gerekçesi nedir? Ya da böyle bir gerekçe var mıdır?
RÂZÎ; bu durumu şöyle açıkladığını zannetmiş:
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
Aynı ifâde SÂD sûresinde şu şekilde geçmektedir:
Sâd 38/75
قَالَ يَٓا اِبْل۪يسُ مَا مَنَعَكَ اَنْ تَسْجُدَ لِمَا خَلَقْتُ بِيَدَيَّۜ اَسْتَكْبَرْتَ اَمْ كُنْتَ مِنَ الْعَال۪ينَ
Kâle yâ iblîsu mâ mene’ake en tescude limâ ḣalektu biyedey(ye)(s) estekberte em kunte mine-l’âlîn(e)
Süleymaniye Vakfı meâli – Allah ona, “İblis, elimle yarattığıma secde etmeni engelleyen ne oldu? Büyüklendin mi, yoksa kendini yüce görenlerden mi oldun?”
Bu âyetteki ifâde Â’RÂF sûresinden farklı olarak tam da tefsir ulemâsının dediği gibi geçmektedir. مَا مَنَعَكَ اَنْ تَسْجُدَ (mâ mene’ake en EN TESCUDE)
Soru; Â’RÂF SÛRESİNDE NEDEN مَا مَنَعَكَ اَلَّا تَسْجُدَ اِذْ اَمَرْتُكَۜ (mâ mene’ake ellâ tescude iż emertuk) bu şekildedir?
ELLÂ’nın açıklaması nedir?
Birçok yorum yaptıktan sonra Kurtubî de tıpkı Râzî gibi ELLÂ edatında ki LÂ’nın ZAİD olduğunu söylemiştir.
Baktığım birçok tefsir; kör kesilmiş, ifâdeyi hiç görmemiş ve sanki âyette EN TESCÜDE yazıyormuş gibi sayfalar dolusu secde güzellemeleri yapmışlardır.
Katılımcı: ELLÂ min teşvik edatı olarak alınması gerekirdi.
R.D.: Tamam, bu durumda مَا مَنَعَكَ اَلَّا تَسْجُدَ اِذْ اَمَرْتُكَۜ (mâ mene’ake ellâ tescude iż emertuk) ifâdesine nasıl mânâ verilmesi gerekirdi? Ve neden teşvik edatı olarak alınmalı? Yani âyetin kendisinden gramer delili nedir?
HAYDİ SECDE ET DİYE EMRRETTİĞİM ZAMAN SENİ NE ENGELLEDİ… böyle mi diyorsunuz?
Katılımcı: Öyle anladım en la diye masdara cevirirsek harekete etki etmez diye düşündüm.
R.D.: Bunu anlamak için önündeki fiilde hareke etkisi var mı yok mu; ona bakmalıyız. Önündeki kelime muzâri bir fiil ve sonu MANSUB… Yani hareke etkisi var. O halde bu harekelemeye göre ELLÂ teşvik edatı olmaz. Ama eğer ELLÂ TESCUDU veya ELLÂ TESCİDU veya ELLÂ TESCEDU olsaydı, rahatlıkla “Bu teşvik edatıdır.” derdik. (Bu fiillerin değişik harekeleri fiilin sülâsî bablardan hangisinde olursa olsun’u göstermek içindi)
Bu durum önümüze iki seçenek koyuyor:
1- YA ÂYETTE BİR HAREKE HATASI VARDIR
2- YA DA ÂYETTEKİ CÜMLEDE BİR GRAMER BOZUKLUĞU VARDIR.
Cümledeki kelimelerin dizilimi Yüce Allah’ın indindendir, onda bir hata olmasını akıldan geçirmek bile Allah’a hakarettir. Dolasıyla müfessirlerimizin yaptığı gibi “Âyette ELLÂ TESCUDE yazıyor, siz onu EN TESCUDE şeklinde okuyun.” şeklindeki bir yaklaşım Allah’a iftira atma pahasına harekelerden vazgeçememektir. Oysa hepsi de bilmektedir ki harekeler insanların sonradan koyduğu şeylerdir.
Katılımcı: Bu âyeti “Sana emrettiğim hâlde neden sen kendini secde etmemekten alıkoymadın.” şeklinde anlamlandırabilir miyiz?
R.D.: SEN KENDİNİ şeklindeki kelimeyi nerden bulacağız? Âyette böyle bir kelime yok ki… ALIKOYMADIN diyebilmek için MENAAKE kelimesinin de MENA’TUKE şeklinde gelmesi lâzım.
Katılımcı: Ke zamirinden menea +ke cikmaz mı?
R.D.: Araya bir TU zamiri eklersen çıkar ama âyette olmadığı halde sen eklersen çıkar.
MENEA + TU +KE – Kur’an’da böyle kullanımlar var mesela; RAEY +TU +KE
Sizin dediğiniz iki kelime de tahrife neden olur.
Birincisi; müfred-müzekker-gaib olan fiili muhatap sığasına çeviriyorsunuz YANİ âyette “menaeke” geçeni “mena’tuke” yapıyorsunuz.
İkincisi; TESCÜDE şeklindeki fiili isme çeviriyorsunuz. Fiil olarak SECDE ETMEMEKTEN şeklinde bir mânâ veremezsiniz.
Katılımcı: ELLÂ tescude asli en (masdar edatı) + la (olumsuzluk edatı) tescude (fiil+mufred+muzekker+muhatap) burda en edatı fiili masdar yaptığında isim kabul edilmez mi (benim bildiğim masdar fiiller isim kabul edilir) Bu durumda “secde etmemekten ” anlamı çıkmaz mı, abi yanlışsa buraya siz nasıl anlam veriyorsunuz?
R.D.: Fiiilden masdara dönenlerin isim kabul edilmeleri nahiv açısındandır. Yoksa FAİL’lerini yok etme açısından değildir. Muhatap sığasında gelen bir fiil EN ile masdara çevrilirse FAİL kaybolmaz. Bir fiilin önüne masdar edatlarından biri getirilerek masdar haline getirilen fiillere MASDAR-I CA’LÎ denir. O fiil faili ile birlikte masdara çevrilir.
Diğer masdarlarda da fail mutlaka vardır ama o masdarların failleri cümleden tespit edilir.
YESCUDU…secde ediyor…EN YESCUDE…secde etmesi
TESCUDU…secde ediyorsun…EN TESCUDE…secde etmen
gibi…
Kaldı ki zaten âyette kelime MUHATAP sığası ile geliyor.
Katılımcı: Bu durumda anlam icine muhatap faili de koyarsak (Bu durumda EN masdar eden nasb edatı LÂ nehiy değil, çünkü fiili cezmetmemis nefi edati oluyor.) ella tescude= SECDE ETMEMENİ (fail muhatap sen) diye düzeltirsek doğru olur mu?
R.D.: “anlam içine faili de koyarsak” gibi bir cümle sanki “fail olmadan da olur” gibi bir mânâ veriyor… Oysa esas olan budur zaten… Evet eğer o edatı EN ve LÂ edatının birleşimi ise SECDE ETME-ME-Nİ şeklinde olmak zorundadır.
SECDE ETME-ME-Nİ NE ENGELLEDİ… İşte zaten bu anlam müfessirleri köşeye sıkıştırdığı için LÂ zaid’dir demişler. “Orada ELLÂ yazıyor ama siz EN okuyun.” demişler.
Katılımcı: Siz nasıl okuyorsunuz bu âyeti?
R.D.: Eğer âyetin harekeleri şöyleyse:
Araf 7/12
قَالَ مَا مَنَعَكَ اَلَّا تَسْجُدَ اِذْ اَمَرْتُكَۜ قَالَ اَنَا۬ خَيْرٌ مِنْهُۚ خَلَقْتَن۪ي مِنْ نَارٍ وَخَلَقْتَهُ مِنْ ط۪ينٍ
“SECDE ETMEMENDEN SENİ ALIKOYAN…” olmak zorundadır.
Katılımcı: Buraya misâl; ‘secde etmemek’ yerine benzeri olacak ‘isyan etmek’ konulunca daha net anlaşılıyor.
R.D.: Aynen!
Katılımcı: Bu cümleden secde ettin anlamı çıkmaz mı?
R.D.: Evet, o çıkıyor.
Katılımcı: Bu âyeti ما مانعك şeklinde okusak nasıl olur?
“Emrettiğim zaman secde etmemene (sebep olan) engelin ne idi? “
R.D.: Bu durumda MA edatını hem soru edatı hem de ism-i mevsûl yapmış olursunuz. Yani âyete bir tane daha MA eklemiş olursunuz.
Katılımcı: Araf 11-12 “… O iblis secde edicilerden olmadı… Allah da ona ‘sana emrettiğimde, niye secde ettin?’ buyurdu…” mu oluyor?!?
R.D.: Mevcut harekelemeye göre; evet, öyle oluyor.
En başından beri yazdıklarımı okursanız, meâl yazarları zaten ELLÂ ifâdesini hep EN diye çevirmişler, müfessirler ise; “LÂ zaid’tir orada ELLÂ yazıyor ama siz EN okuyun.” demişler diyorum.
Katılımcı: Yok öyle değil. Mâ mâniuke? şeklinde. Yani, “Senin engelin nedir?” Yani metne bir med ekleyerek.
R.D.: ENGELİN ifâdesi muzaf muzâfun ileyh’in karşılığı değil mi?
MENAA kelimesi isim midir?
Katılımcı: Evet.
R.D.: Yani bu sefer de fiili İSİM yapmış oluyorsunuz.
Katılımcı: Bir elif eklersek olur. Bu âyet Sâd sûresindekine benzetilerek yanlış harekelenmiş ise…
R.D.: Yani ya ekleyeceğiz ya çıkaracağız ya yok sayacağız ya zaid yapacağız?!?
Katılımcı: İspat ederseniz neden olmasın. Bu tür eliflerin sonradan eklendiğini biliyoruz.
R.D.: Bir tane de biz ekleyelim diyorsunuz yani…?? Sizi o elifi eklemeye mecbur bırakan şey harekeler, neden elif eklemek yerine harekeleri düzeltelim gibi bir seçenek kabul edilmiyor… Eklemeye, çıkarmaya, zaid yapmaya, her şeye evet, ama ‘bir tek harekelere dokunmayalım mı’ denmek isteniyor?
Bir tane daha elif eklediğinizde o kelimeyi müfâale babında bir fiil olarak okumamıza ne engel olacak? Üstelik MENEAKE olmayacak, bu sefer ona da MENA-İ-KE demek zorundasınız.
مانَعِك – böyle olmalı… Yani bir elif eklemeniz kurtarmayacak bir de orta harfin harekesini KESRA yapmalısınız. Bu sefer de olmayacak MA soru edatı bu sefer SENİN ENGELİN NEYDİ SANA SECDE ETMEMENİ EMRETTİĞİM ZAMAN olacak…
Acayip anlaşılmaz bir durum… MENEAEKE şeklinde gelmiş kelime üzerinde hem harf ekleme hem hareke değiştirmeyi teklif ediyorsunuz… Yani madem hareke değiştireceksiniz bu durumda neden TESCUDE kelimesini TESCUDU yapmıyorsunuz? Böylelikle hem fiili isim yapmamış olursunuz hem iki hareke değiştirmemiş olursunuz hem mefulü muzâfun ileyh yapmamış olursunuz hem de aynı ifâdenin geçtiği diğer âyetlerle çelişmemiş olursunuz.
‘Menaeke’ kelimesini ‘maniuke’ yaptığınızda da durum kurtarmıyor. Zira bu sefer cümlede cümlenin zamanını belirtecek bir fiil kalmıyor… Bu takdirde ENGELİN NEYDİ şeklinde zaman ifâde eden bir şey koyamazsınız… ENGELİN NEDİR? şeklinde mânâ vermek zorunda kalırsınız.
SANA EMRETTİĞİM ZAMAN SECDE ETMEMEN, ENGELİN NEDİR? Böyle olur.
Bu sefer de oraya bir tane gizli bir OLDU fiili eklemeniz gerekecek!
Genetik ile bu kadar çok oynamayın yoksa SAY ve Mİ size de parmak sallar sonra!





