بسم الله الرحمنِ الرحيم

LİSANIN YARGISI, KALBİN KİMYASI

Dilden Cümleye, Cümleden Kalbe

LİSAN / DİL: Cümlesi olmayan, varlığın her haline uygun kelimelerin vaz’ı ve bu kelimeleri “isnat, müsned, müsnedün ileyh” ilişkisine sokabilme kurallarının olduğu “nesnesiz, terkipsiz, sıfatsız” parçalanamaz bütün.

KALB: Dışarıdaki lisanı / dili kabul ederek hem vazedilmiş kelimelere hem de kurallara İNSAN KİMYASININ karışmasını sağlayan “nesnesiz, terkipsiz, sıfatsız” parçalanamaz bütün.

Dışarıda bulunan lisan / dil, insana ancak cümleler yoluyla aktarılır. Bu yüzden insan, dilin “cümlesiz, nesnesiz, terkipsiz, sıfatsız” halinin farkına sonradan varır.

Cümleler herhangi bir varlığa isnat edilmemiş anlamları bir varlıkla isnat ilişkisine sokarak yargılar oluşturur.

Dili cümleler yoluyla alan insan, beraberinde o cümlenin yargısını da alır.

Dilin yapısının “cümlesiz, nesnesiz, terkipsiz, sıfatsız” olduğunun farkına çok sonradan varan insan, çoktan dili, onlarla aldığı cümlelerin yargılarını, kalbinin kimyasını nasıl düzenleyeceğinin temeli haline getirmiştir.

Kur’an, kalbin hastalıkları ve şifası için ‘kalb’ kelimesini 40’a yakın başlık altında kullanmıştır; o başlıklardan sadece bir kısmı şöyledir:

  • Donmuş ‘kalb’
  • Eğrilmiş ‘kalb’
  • Kılıflı ‘kalb’
  • Kaba ‘kalb’
  • Kör ‘kalb’
  • Hasta ‘kalb’
  • Kaymış ‘kalb’
  • Parçalanmış ‘kalb’
  • Gafil ‘kalb’
  • Sağlam ‘kalb’
  • Sağlıklı ‘kalb’
  • Arınmış ‘kalb’
  • Mutmain ‘kalb’
  • İman yazılmış kalb

“İyi” veya “kötü” sıfatların tamamı aslında yargılarıyla birlikte alınmış cümlelerin, insanın kimyasının o cümlelere duhul etmesinden kaynaklanmaktadır ve aslında hepsi de insanın vazedilmiş kelimelere ve kelimeleri isnat terkibiyle birbiriyle ilişkilendirmeyle alakalı şeylerdir.

Donmuş ‘kalb’: Peşin kabullerini düşünmesinin öncülü haline getirmiş akletme eylemini beraberinde getirir.

Eğrilmiş ‘kalb’: Her yöne çekilebilir muğlak anlamları düşüncesinin öncülü haline getirir ve daima nifak üretir.

Kılıflı ‘kalb’: Vazedilmiş her kelimeyi hakikatle buluştururken daima İND-İ bir yorumla kaplar.

Kaba ‘kalb’: Son derece sade olan vazedilmiş kelime ile anlamı arasında hakikatin de kelimenin de taşıyamayacağı sahte yükler üretir.

Kör ‘kalb’: Cümlelerin yargısının hakikate uygun olup olmadığını gördüğü halde görmezden gelir. Basit, kolay ve erişilebilir olan anlam-hakikat ilişkisini daima ıskalar. Cümleler hakikate sürtünür ama bir türlü ilişki kurmaz.

Hasta ‘kalb’: Vazedilmiş bir kelimenin veya yargısı olan bir cümlenin içeriğine cümleden ve kelimeden olmayan anlamlar yükler ve bu hale getirdiği cümle ve kelimeleri düşüncesinin öncülü haline getirir. En sağlıklı görünen cümlesi bile salgın hastalıkların kaynağı olur.

MUTMAİN ‘kalb’: Kelimelere veya cümlelere onlarda olmayan manalar veya yargılar yüklemeden, kelimelerin ve cümlelerin hakikatle bağını keşfederek ve bu keşifle yetinip o keşfi düşüncesinin öncülü haline getirir. Öncül kıldığı ‘anlam-hakikat’ bağının sadeliğine razı olur.

SELİM ‘kalb’: Kelimeleri ve cümleleri en katı dezenfekte yöntemleri ile dezenfekte ettikten sonra, onları düşünmenin değişmez öncülleri haline getirir. Bu yargılar sadece kendisi sağlıklı olmakla kalmaz, aynı zamanda bir tabip gibi düşüncenin hastalanmasını engeller.

 

Kusursuzluk sadece Âlemlerin Rabbi Allah’ın olabileceği bir şeydir.

الحمد لله رب العلمين

Önerilen İçerikler