بسم الله الرحمنِ الرحيم
İMTİHAN MÜMİN İÇİNDİR
Üzerinde yaşadığımız şu dünya bir suç mahalli değil, imtihan mahallidir. Yüce Allah’ın bize bahşettiği şu hayat, suç işlemenin imkânı değil, imtihan ile tüm kapasitesini en iyi şekilde açığa çıkarmanın imkânıdır.
Her ne üzere isek, olduğumuz hal suçlu ya da suçsuz olduğumuzun veya ikram gördüğümüzün hâli değil, imtihan edildiğimizin hâlidir çünkü Yüce Allah’ın insan türüne en büyük ikramı İMTİHANdır.
İmtihan, değer verilenin değerini ortaya çıkarması ve ortaya çıkardığı o değer üzerinden kıymet görmesi içindir.
İnsan olarak biz şu hayatı bir suçlu gibi yaşayamayız. İşlediğimiz suçlar ve kabahatler terazinin kefesinde “suç” olarak tanımlanmaz, “imtihanda başarısız oldu” diye tanımlanır
Günahlar ve zelleler imtihanda “başarısız” olmanın göstergesidir.
Kur’an, imtihanın oturduğu zemini ve gerekçesini EYYÜHÜM AHSENU AMELE olarak belirtir.
(Mülk 67/2)
اَلَّذ۪ي خَلَقَ الْمَوْتَ وَالْحَيٰوةَ لِيَبْلُوَكُمْ اَيُّكُمْ اَحْسَنُ عَمَلًاۜ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْغَفُورُ
Elleżî ḣaleka-lmevte velhayâte liyebluvekum eyyukum ahsenu ‘amelâ(en) ve huve-l’azîzu-lġafûr(u)
Bu mübarek ayetteki ‘AHSENU’ (اَحْسَنُ) ister ism-i tafdil olarak isterse de if’al babından bir fiil olarak alınsın hiç fark etmez eninde sonunda bu imtihan iyiler arasında olan bir imtihandır çünkü ayetin bağlamına baktığımızda konunun Yüce Allah’ın TEBAREK, KADİR, ÖLÜMÜ VE HAYATI YARATAN olduğuna iman edenlerle alakalı olduğu rahatlıkla anlaşılır yani konu “Allah’a iman edenler” bağlamındadır.
Öyledir ve Öyle olmalıdır: Yüce Allah’ın TEBAREK, KADİR, imtihan için ölümü ve hayatı yarattığına inanmayan zaten imtihan mahallinde olduğunu da kabul etmemiş demektir.
Bu yüzden imtihan ancak imtihan edildiğini bilenler ve kabul edenler için geçerlidir.
İmtihan edildiğine inanan ve buna göre yaşayan ise her imtihanın iyiden daha iyiye doğru gidilmesi için yapıldığını bilir.
İmtihan asla suçlu ile suçsuzu veya kötü ile iyiyi ayırmak için yapılmaz; imtihan iyi ile daha iyiyi belli etmek için yapılır.
Başa bela olacak ama bir benzetme ile açayım bunu:
Lise 1. sınıfa başlamış bir öğrenciye önce konular öğretilir sonra öğretilen konular üzerinden imtihan edilir. İmtihanda başarısız olan bir öğrenci kötü veya suçlu olarak nitelenmez çünkü zaten o imtihan edile edile Lise 1. sınıfa gelmiştir. O bulunduğu konumda yani Lise 1. sınıfa gelmede İYİDİR. İmtihan onun Lise 2. sınıfa geçmesi içindir. Bu yüzden o da iyidir ama daha iyi olmada yani Lise 2. sınıfa geçmede başarısız olmuştur. Bu başarısızlık onun ilkokul birinci sınıftan buraya kadar geldiği sürecin tamamını yok etmez.
Diyelim ki Lise 2. sınıfa geçmesini sağlayacak tüm imtihanlarda başarısız oldu ve ömür boyu o seviyede kaldı. Bu kişi yine iyidir; suçlu ve kötü değildir. Hayatı boyunca bulunduğu konumu koruduğu müddetçe o iyidir. Kötü olan; Lise 2. sınıfa geçemedi diye kendini suçlu görmesidir.
Kişi, Mümin olmuşsa o kişi İYİDİR. Mümin olduktan sonra önündeki hayatın çizgisi daima İYİDEN DAHA İYİYE doğrudur. İmtihan işte tam da bunun içindir.
İnsanların imtihanı ile Yüce Allah’ın imtihanı arasındaki fark şudur. İnsanlar Lise 1. sınıftaki öğrenciyi imtihan etmek, onu o imtihanda başarılı kılmak için ellerinden geleni yaparlar ama öğrenci başarısız olunca onunla uğraşmayı bırakırlar yani ondan ümit keserler. İşte fark tam da buradadır. Yüce Allah hiç bırakmaz, hiç terk etmez, onu kendi başına yardımsız ve desteksiz bırakarak o başarısız halini bir kader hâline getirmez; ona tekrar tekrar imkânlar sunar. Eğer kararlıysa eninde sonunda iyiyken daha iyi yapar onu.
AMA ASLA TERKETMEZ.
Başarısız mı oldun? “Tevbe et, yeniden başla.” der.
“Eğer sen bu eşiği aşmak istiyorsan tevbe kapısı hep açık.” der.
“Merak etme, başarısızlık senin kaderin değil, sen yaparsın çünkü seni ben yarattım, ben seni iyi biliyorum.” der. (‘ELE YA’LAMU MEN HALAQ’)
Yüce Allah, mümini sınıfta bırakmak veya okuldan atmak için imtihan etmez.
“İYİYKEN DAHA İYİ OLSUN” DİYE İMTİHAN EDER.
İmtihanı tüm ömre yayması ise imkânların en büyüğüdür. Eğer “Aynı konuda üç kere imtihan ederim, başarılı olursan bir üst imtihana geçiririm; yok eğer üç imtihanda başarılı olamazsan seni okuldan atarım.” deseydi halimiz nice olurdu.
Can bedende kaldığı müddetçe Yüce Allah’ın imkânı hep vardır. FAKAAT ‘yaşam’ denilen şeyin sonsuz olmadığını, onun da bir süresi olduğunu söyleyerek insana sunduğu imkânların sonsuz olmadığını söyler. Hele ki söyler. Ya şöyle yapsaydı. “Dünya hayatı sınırsız, ölüm de yok; sonsuza kadar şansınız var.” deseydi, HİÇ KİMSE İYİ OLMAZDI.
“Nasıl olsa sonsuz.” diyerek imtihanı yok sayardı.
Ayet çok ilginç bir şekilde “ÖLÜMÜ VE HAYATI YARATTI.” diyerek ölümü hayatın önüne almış. Çok da güzel yapmış çünkü İYİYKEN DAHA İYİ OLMAMIZ İÇİN sonsuz olmadığımızı öncelememiz gerek yani daha iyi olmak için sonsuz imkânımız yok.
Biz, bir gün bitecek olan bir imtihandayız. Bu hep akılda kalmalıdır.
Bu yüzden iyiyiz ama daha iyi olmak için gevşek davranamayız.
Umursamaz olamayız.
Peki, geldiğimiz noktayı yeterli görüp, “Nen nasıl olsa iyiyim, daha iyi olmama ne gerek var, bu halimi koruyayım yeterli.” desek ne olur?
O zaman İYİ de kalamayız demektir çünkü İYİ her zaman daha iyisi varsa anlamlıdır. Daha iyisi olmayan bir ‘iyi’ de anlamsızdır.
İnsan gelişimini durdurup o noktada sabit kalamaz. İnsanın önünde iki seçenek vardır. YA İLERİ GİDECEK YA DA OLDUĞU YERDE YAVAŞ YAVAŞ BOZULUP FESADA UĞRAYACAK.
Daha iyi olma imkânı varken bu imkânı kullanmamak, yok olmaktır zaten.
İyi olma imkânı varken bunu kullanmamak, imtihanı yok saymaktır.
Mümin kişi daha yolun en başında ölüme kadar devam edecek bir imtihana razı olmuş kişidir. İmtihan edenin Allah olduğunu kabul etmiş demektir. Eğer iyiyken daha iyi olma imkânını kullanmaz ise imtihan edeni boşa çıkarmış, değersizleştirmiş, dünyayı da imtihan mahalli olmaktan çıkarmış demektir.
Kusursuzluk sadece Âlemlerin Rabbi Allah’ın olabileceği bir şeydir.
الحمد لله رب العلمين