بسم الله الرحمنِ الرحيم
KALB ve BİLGİNİN İŞLENMESİ
İnsanın “düşünme, anlama, fikretme, tefakkuh” gibi cisimlerden oluşmayan manevi yönünün başladığı mekândır ‘kalb’.
Kalb, durağan bir yapı değil, daima hareketli olan, hatta bazen salt hareket olan bir şeydir. Kalb’de bilgi de bulunmaz.
Kalb, bilgiyi işler ama depolamaz.
Tüm bilgilerin çelişikleri ve zıtlarıyla birlikte durduğu yer, hafıza veya zihindir.
Zihinde/hafızada bilgi, yargısı olmayan istifler hâlinde durur. Orada bir bilginin diğerinden haberi yoktur. Bu yüzden orada katil ile maktul, dost ile düşman, melek ile şeytan, cennet ile cehennem aynı anda olabiliyor.
Maddi âlemde asla bir arada olmayan ve olması da mümkün olmayan şeyler, zihinde bir arada durabiliyor. Mesela gece ve gündüz asla bir araya gelmezler ama zihin aynı anda hem geceyi hem de gündüzü tutabiliyor.
Hiçbir insan gece ile gündüzü aynı anda tecrübe etmemesine rağmen, gecenin tecrübesi ile gündüzün tecrübesi daima birbirinden ayrık iken zihin hem geceyi ve gece tecrübesini hem de gündüzü ve gündüz tecrübesini aynı anda tutabiliyor.
Bu yüzden zihin, işlenmemiş ve dağıtıma çıkmamış hammaddenin istiflendiği bir depo gibidir.
Zatî olarak kendisinde hiçbir bilgi depolanmayan kalb, zihin deposundaki, yargısı olmayan işte bu bilgileri kullanır. Buna “tasavvur” demişler.
Kalb; doğru ve yanlışın, güzel ve çirkinin, iyi ve kötünün, gece ve gündüzün, varlık ve yokluğun yargısız bir şekilde durduğu bu depodaki bilgileri alır, ayrıştırır, üretime değer gördüğü bilgileri işler ve onu bir mamule dönüştürür. Üretime değer görmediklerini ise zihin ile kalb arasında bulunan alanda bekletir.
Kalb, zihin deposunda olan bilgiyi işler. Zihinde olmayan bir şey dış âlemde varsa bile kalb için o yoktur.
Kalb, zihin deposundan çektiği bilgiyi, varmak istediği yargının çeşidine göre farklı şekillerde işler. Çünkü kalbde çok sayıda üretim hattı vardır; her bilgi aynı hatta işlenmez.
Kalbde bazı üretim hatlarında hijyen kuralları sıkı bir şekilde işlemez. Şaka hattı, mizah hattı, eğlence hattı, araçlar hattı, gezme hattı, şiir hattı, sohbet hattı böyledir mesela.
Ama bir hat vardır ki orası EL DEĞMEMİŞ bilgilerin EL DEĞMEDEN işlendiği bir hattır. İşte bu hat İNANÇ hattıdır.
El değmemiş bilgilerin el değmeden işlenmesi için EL DEĞMEMİŞ BİLGİ gereklidir. Zihin deposunda el değmemiş bilgi yoksa ve aslında çok fazla elin değdiği bilgiler kalbe “el değmemiş bilgi” diye tanıtılıyorsa, o hat EL DEĞMEMİŞ BİR İNANÇ OLUŞTURAMAZ; sadece oluşturduğunu zanneder.
El değmemiş bir inancın el değmemiş ve değmeyecek olan bilgisi KUR’AN’DIR.
(Bakara 14 ve 15. ayetlerle ilintilidir.)
Kusursuzluk sadece Âlemlerin Rabbi Allah’ın olabileceği bir şeydir.
الحمد لله رب العلمين